Vadi'de, Gül'den neyin intikamı alındı?
Kurtlar Vadisi 3 aylık
aradan sonra tartışmalı bir sahne ile döndü. Cumhurbaşkanı Gül’ün
oynadığı sahne şoke etti. Diziye sert salvolar yapan Kütahyalı’nın çok
ilginç iddiaları var
Kurtlar Vadisi 3 aylık aradan sonra tartışmalı bir sahne ile döndü.
Cumhurbaşkanı Gül’ün oynadığı sahne şoke etti. Diziye sert salvolar
yapan Kütahyalı’nın çok ilginç iddiaları var.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en tartışmalı dizisi,
yeni bir gündeme daha imza attı. Ekonomik krizle birlikte yayınlandığı
kanalla maddi anlaşmazlığa düşen ve 3 aylık aradan sonra yeniden
ekranlara gelen Kurtlar Vadisi Pusu’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
canlandırılınca kafalar karıştı.
“Devlet’in Başı”nın Köşk’te, Polat Alemdar ile İskender Büyük’ü
barıştırmaya kalkıştığı sahne gerçek hayatta Ergenekon pazarlığı olarak
algılandı ve dizinin fanatikleri bile bu olaya Abdullah Gül’ün alet
edilmesine isyan etti. Peki gerçekte o bölümde ne anlatılmak istendi?
Ergenekon Terör Örgütü’nün deşifre edilmesine çanak tuttuğu iddia
edilen Kurtlar Vadi Pusu’nun kodları mı karıştı? Karıştırıldı mı?
Diziye en başından, 2003 yılından beri muhalif olan kitlenin en sert
söylemcisiyle bu konuyu konuştuk.
Türkiye onu "Deniz'lerin yolu bizi nereye götürür?"
başlıklı yazısıyla tanıdı. Taraf Gazetesi’nde bir aya yakın süren
tartışmanın odağında olan Rasim Ozan Kütahyalı, bugünün ulusalcı
damarın temelinin 68’ler atıldığını söyledi. Sol görüş savunuculuğu ile
birlikte “ulusalcı-sol”a karşı savaş açmış izlenimi verse de o kendini
“Liberal demokrat” olarak tanımlıyor. Henüz 28 yaşında. Çıktığı
televizyon programlarında yaşından büyük laflar edince “ortamı germe”
politikası güdüyor gibi bir hava verse de inandığı değerlerden hiç geri
atmıyor. Aktütün saldırısından sonra “Askere gitmeyeceğini” Taraf’taki
köşesinden beyan edince tepki çeken Kütahyalı, Kanal T’de ana haber
yorumcusu ve yine aynı kanalda Sabah Yazarı Mahmut Övür’le birlikte
politik performans sergiliyor.
Taraf Gazetesi’nin son günlerde en dikkat çeken yazarı Rasim Ozan
Kütahyalı� Kendisi ile farklı bir zamanda genel konular üzerine
konuşmayı planlıyordum ama araya "Köşk sahnesi" girince söyleşiyi öne
almak zorunda kaldım. Rasim Ozan Kütahyalı, diziyi en başından beri
takip edip, çok sert eleştirilerle birlikte çok acayip iddiaları da
ortaya atan isim. Son dönemde dizinin yapımcıları ve senaristleri ile
girdiği polemik bir hayli konuşuldu. Kütahyalı’yla, yaverli, Köşklü,
"Devletin Başı"nın yer aldığı sahneden sonra diziyi konuştuk. Açıkçası
o konuştukça ben “yok artık" dedim
Kütahyalı’ya göre Kurtlar Vadisi'nde istihbarat savaşları yaşınıyor. Köşk sahnesi de bunun göstergesi. Ayrıca Kurtlar Vadisi Irak’a karşı olan dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den de şimdi intikam alınıyor. Dahası diziye yakın zamanda Fethullah Gülen de dahil edilecek. Kütahyalı’ya göre bir dönem dizide Gülen vurgusu yapılmış ve hakaret de edilmiş.
Dizinin yapımcıları ve senaryo ekibinde olan Raci Şaşmaz ve Bahadır
Özdener’in, kontrolü dışında bir takım gelişmelerin olduğunu ifade eden
Taraf’ın genç yazarı, ikilinin çıktığı televizyon programındaki
tavırlarına dikkat çekiyor.
Kurtlar Vadisi’nin 2007’de yapılması planlandığı iddia edilen darbeye çanak tuttuğunu öne süren Rasim Ozan Kütahyalı’nın dizideki din vurgusu ve dindar karakter üzerine yaptığı analiz ise çok ilginç.
GÜL IRAK FİLMİ İÇİN AK PARTİ GRUBU'NA ENGEL OLMAYA ÇALIŞTI
Diziyle ilgili genel düşüncelerinizden önce uzun aradan sonra
yayınlanan bölümle başlamak istiyorum. Abdullah Gül’ün canlandırıldığı
sahne için ne düşünüyorsunuz?
Kurtlar Vadisi zihniyeti dün akşam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den intikam aldı. Bu çok açık.
Dakika bir gol bir� Kimler neyin intikamını aldı?
Abdullah Gül bu Kurtlar meselesine hep mesafeli oldu. Bu
dizinin argümanlarını ETÖ (Ergenekon Terör Örgütü) zihniyetinden aldığı
noktasında hep kuşkular taşıdı. “Kurtlar Vadisi Irak” adlı
Müslümanlığın istismar edilmesi üzerinden dindarların ulusalcı
Ergenekon projesine eklemlenme operasyonuna karşı durdu. AK Partililere
“Asla şu filmin galasına gitmeyin” diye ısrarlı mesajlar gönderdi.
Tayyip Erdoğan son dakikada bu yüzden o galaya gitmedi. Ama bir sürü
önde gelen AK Partili “Bunlar bizim gibi dindar çocuklar” diyerek bu
Ergenekoncu filmin galasına gittiler, ETÖ’nün tezgahına geldiler. Gül,
her zaman Kurtlar Vadisi zihniyetine mesafeli durdu. O Köşk sahnesiyle
resmen Gül itham edildi ve hedef gösterildi. Dolayısıyla intikam alındı.
İŞTE TARTIŞMA ÇIKARAN O SAHNE:
POLAT ALEMDAR, "DEVLETİN BAŞI" VE İSKENDER BÜYÜK'ÜN KÖŞK TOPLANTISI
Ama Gül Dışişleri Bakanıyken, dizinin ABD ilişkilerine
bir zararı olmayacağını açıklamıştı. “Filme gitmeyin” çalışması da
basına yansımadı benim bildiğim. Siz çok net diyaloglar aktarıyorsunuz?
Gül net biçimde çabaladı AKP grubu içinde, bunu net biliyorum.
O dönem Amerikan dışişleri “Biz hükümet olarak topluca “Gece Yarısı
Ekspresi” filminin galasına gitseydik, ne düşünürdünüz?” demişti.
Kurtlar Vadisi Irak filmi ETÖ’nün içeride Yahudi ve Amerikan
aleyhtarlığını pompalayıp, dışarıda da bunu AKP yapıyormuş gibi
gösterme stratejisinin bir parçasıdır. Suikastlar ve saldırılarda da
aynını yaptılar. Tetikçiler Hıristiyan katlediyor, ama dış basında bunu
“köktendinci AKP hükümeti” yaptırtmış gibi yansıyor, bu yolla AKP’yi
indirmenin dış zeminini hazırlıyorlardı. ETÖ’nün Plan ve Propaganda
ayağı dış basına kulis yapıyor, sahte bilgi sızdırıyordu, operasyonel
ayağı da cinayet, bombalama ve suikast işlerini yapıyordu. Bence tablo
çok net.
Politik kurgu bir dizi için yorumlarınız çok komplocu değil mi?
Ben komplo falan yapmıyorum. Bir zihniyeti analiz
ediyorum. 2004’den 4 bölüm izleyin sonra da 2008’den 4 bölüm izleyin
aradaki ideolojik farkı ortaya çıkacak zaten. Bunu sıradan biri yapsın
yine aynı sonucu alacaktır. Dizinin kodlarıyla dönem dönem oynandı.
Şimdi de oynanıyor.
"KURTLAR VADİSİ KARŞI MÜDAHALEYE UĞRADI"
Neyse şu anki diziye dönelim. Köşk sahnesi dizinin foyasını ortaya mı çıkardı diyorsunuz?
Dünkü bölümden net biçimde anlaşılıyor ki Kurtlar Vadisi Pusu
denen dizi bir karşı-müdahale ile karşılaşmış yeniden.Veli Küçük’ü
simgeleyen karakter, Abdullah Gül nazarında “devlete hizmet etmiş”
insan olarak gösteriliyor. Şu aralar zaten habire Ergenekon dava
sürecini baltalamak isteyen çevreler bu tezle karşımıza geliyor. Bu
generaller suça bulaşmış, cinayeti teşvik etmiş, provokasyonlar
planlamış olabilir ama “devlet için” çalışmışlardır. Burada bir de
Abdullah Gül itham ediliyor, alenen Çankaya Köşküne mesaj veriliyor.
Dizi karşı müdahaleye mi uğradı yani�
Evet devlet içinden birileri “Bu diziyi size yedirmeyiz” dedi.
Gelelim
dizideki din vurgusuna. Şaşmaz kardeşlerin tarikat bağlantısı bir
döneme damgasını vurdu. Bu durumun halkın diziye manevi saygı
göstermesini sağladığı söylendi. Hatta son aradan önceki bir bölümünde
dizi Bakara Suresi (Amenerrasulü) ile başladı. Mafya, derin devl
Bir
de Ömer Baba karakteri var. Müezzin, hat ve ebru ile uğraşan mutaassıp
birisi. Hemen her konuda fikri var, ayet ve hadislerle örnekler de
veriyor. Bu karakterin size göre işlevi ne?
Kimler bunu diyenler?
et, darbe, çeteciler, çatışma, silah, kan ve dindar bir dizi� Nasıl bir şey bu?
En büyük operasyon bu işte. Dindarlar kullanılarak dindarlara yönelik
büyük bir operasyon hedeflendi 2003-06 döneminde. Bu bir ölçüde de
başarıldı. Tüm dindar insanlar şunu bilmeli; 28 Şubat darbesi de
sözde-dindar karakterler kurgulanarak kotarıldı. Aczimendiler diye
uyduruk bir grup inşa edildi. Fadime Şahin ve Ali Kalkancı olayı
kurgulandı. Belki Aczimendi grubunda samimi dindar insanlarda vardı.
Ama 28 Şubat darbesinin hazırlanma projesi olarak kullanıldıklarını
artık çok net biçimde biliyoruz. 10 yıl geçtiğinde Kurtlar Vadisi
meselesi de daha net açığa çıkacak. O sebeple ısrarla bu ekibi dürüst
olmaya çağırıyorum. Elazığ’dan, Gümüşhane’den kopup İstanbul’da
başarılı olmaları benim hoşuma gider. Ama bu süreçte işbirlikçilik
yaptıkları güçler var. Suçu Soner Yalçın ve Osman Sınav’a atarak
kurtulmaya çalışmamalılar. Bir de bana “İstersek Genelkurmay Başkanı
bile oluruz” diye yazı göndermişler. Kimlikleri nedeniyle teğmen bile
olamayacak insanlar, kendilerini böyle kandırırlarsa diyeceğim birşey
yok. Bir tarikat şeyhinin oğlu ya da 5 vakit namaz kılan bir insan
hiçbir harp okuluna giremez. Önce yaşadıkları devlet düzenini
öğrensinler. Abdullah Gül’ün eşinin inancı gereği taktığı başörtüsü
nedeniyle bu ülkede darbe yapılmak istendi...
Ömer
Baba karakteri tam egemen devlet mantığının istediği dindar tipidir.
Etliye sütlüye karışmayan, kamusal ve sosyal alanda birşeyler yapmak
istemeyen, evinde oturan, devlet düzeninin haksızlıklarına boyun eğmiş,
isyan etmeyen, ”Allah’a itaat, devlete itaattir” diyen tam Ergenekon
zihniyetinin istediği dindar tip. Tam aksine bugünün dindarları
haksızlığa karşı aktif biçimde direnen insan modelleri olmalıdır diye
inanıyorum.
Dinin
bu kadar ön plana çıkarıldığı bir dizide başörtülü bir karakterin
olmaması, olanın da yasakçıların istediği şekilde örtünmesi
(Abdülley’in aşık olduğu çaycı kadın) ne anlama geliyor?
O
da bu zihniyetin devamı. Sistemin istemediği şekilde başını örten,
okumak isteyen, okul sonrası kamusal hayatta yer almak isteyen, egemen
devlet sistemine itaat etmeyen, direnen, haklarını arayan Müslüman
dindar kadın tipi yerine, pasif, itaatkar, resesif bir sahte-dindar
kadın modeli... Orduevine kabul edilen başörtülülerden. Bizler bugün
yasakçıların istemediği şekilde örtünen kardeşlerimizin devletin en üst
makamlarına gelebilmesinin mücadelesini vermeliyiz. Özgürlükçü-demokrat
bir ahlak anlayışı bunu gerektirir.
Şimdi net bir şey var ki 2003-2006 arası bu dizi zihniyet
olarak askeri istihbarat birimlerinin yönlendirmesiyle yapıldı. 2007
başında “Kurtlar Vadisi Terör” yayına girince MİT ve Emniyet uyandı.
Derhal harekete geçtiler ve diziyi kaldırttılar. O dizinin yayından
kaldırılmasında MİT ve Emniyet çok etkili oldu. Bu iki birim hükümeti
de ikna etti. Dizi yayınlansaydı bariz biçimde bir Türk-Kürt iç
savaşını kışkırtacaktı, seçim öncesi terör eylemlerinin toplumsal alana
sıçramasını planlıyordu ETÖ zihniyeti. Ben o zaman belli yerlere bunu
ısrarla söyledim, fakat şükür ki sivil birimler ve Hükümet o zaman
uyanabildi. Oysa bir sene önce 2006’da da uyanmamışlardı ve AKP’yi de
Kurtlar Vadisi aracılığıyla Ergenekon zihniyeti tam anlamıyla pusuya
düşürmüştü. 2007 Eylülünden itibaren, seçim sonrası başlayan Kurtlar
Vadisi Pusu sürecinde dizinin kontrolü bariz biçimde Emniyet
İstaihbarat’ın eline geçti. Bütün o Ergenekon sürecinde olanları
önceden gösterebilmelerinin sebebi Emniyet İstihbarat’ın diziye sunduğu
argümanlardır.
"ASKERİ İSTİHBARAT YENİDEN HAKİM"
Sizin iddialarınızdan yola çıkarak şunu soracağım. Bu dizi
şöyle başladı. Başta mafya kontrol altına alındı. Sonra mafyayı
yönlendiren Sefirler. Daha sonra “Baronlar”a sızıldı. Buradaki iç
savaşın ardından Polat Alemdar başa geçti. Masonik yapıya vurgu
yapıldı. Genel bir temizlikten sonra ise Irak’a girildi. Daha sonra iki
bölümlük terör. Şimdi de, derin devlet ve Ergenekon süreci işleniyor.
Bu dizi hangi konseptte kimin kontrolündeydi?
Kurtlar Vadisi serüveninde biraz kapanın elinde kalma durumu
var. Başta da bilinçli bir Ergenekon projesi olarak başlamadı Kurtlar
Vadisi. Dizi tuttukça Jandarma İstihbarat Albay Atilla Uğur vasıtasıyla
bir darbe ortamının yaratılmasını isteyen güçler dizi yapımcılarıyla
bağlantıya geçtiler. MİT raporu “Şaşmaz, Sınav ve Uğur bağlantısını”
teknik takip aracılığıyla net olarak tespit etmiş. Zaten bir süre sonra
bir darbe ortamının yaratılması için dizi yönlendirildikçe Osman Sınav
isyan etti ve sonunda çekti gitti. Sınav’ın dünya görüşü daha nettir.
Sınav sonrası ise dizi resmen tüm argümanlarıyla JİTEM propagandası
haline geldi. 2007 Eylül sonrası ise Emniyet İstihbaratçılar,
soruşturma sürecinden de istifade ederek dizginleri ele almış
gözüküyor. Ama bu 3 aylık ara sürecinden sonra işler karışmış.
Ekonomik kriz plan değişikliği için fırsat mı olmuş oluyor burada?
Bu üç aylık arada Kurtlar Vadisi etrafında yine bir devlet içi
istihbarat kavgası yaşandığı çok açık. Bu dizi psikolojik harp
açısından bulunmaz fırsat, o sebeple her istihbarat birimi diziye
yanaşıyor. Senaristlerin yazdıkları senaryodan bihaber oldukları her
hallerinden belli. Perşembe 32. Gün’de de bu görüldü. Senaristler
stenograflık yapıyor, diyalogları onlar yazıyor ama argümanlar
dışarıdan geliyor. Kendi yazdıkları senaryoda yeralan argümanları
savunamayan senaristler olur mu Allah aşkına? Bir insan yazdığı
fikirleri sorulunca adam gibi savunmaz mı? Bunlar savunmuyor,
savunamıyor. Kaçak cevaplar veriyorlar. Sorular gelince dımdızlak
ortada kalıyorlar. Birkaç ezberleri var, onları tekrarlıyorlar.
Dizi son dönemde orduya fena yüklenmeye başladı. Muvazzaf subaylar
falan canlandırıldı. İskender’in asker üzerindeki etkisi çok göze
battı. Şimdi ise durum terse dönmüş görünüyor. Dizide kurumlar arası
savaş da mı var?
Şimdiki bölüme dönersek anlaşılıyor ki Askeri istihbarat
yeniden diziye müdahale etmiş. Emniyet’çilere “Hooop, meydanı size
bırakmayız” diyorlar... Bakın ETÖ zihniyeti yeniden uyanıyor bu aralar,
çok tehlikeli bir sürece girdik. Tüm bu ETÖ generalleri yakayı
sıyıracaklarını düşünmeye başladılar. “Hatalar olduysa da devlet için
yaptık” bahanesine sığınmak istiyorlar. İşte bu berbat zihniyetin
aynısını bu dizi Abdullah Gül’e söyletiyor. Abdullah Gül’ü Ergenekoncu
yapıyor. Bu resmen tezgah.
"GÜLEN'İ DE DİZİYE DAHİL EDECEKLER"
Bundan sonra nasıl bir yol izlenecek sizce? Diziye kimler dahil olabilir?
Yakında Fethullah Gülen gibi bir karakter dizide zuhur
edebilir, öyle güçlü duyumlarım var. Bu çok tehlikeli bir şey, ben
önlem olarak söyleyeyim bunu...Gülen hareketi ile “Ergenekoncular
uzlaşsın” benzeri argümanı görebiliriz dizide. 2003-06 zamanı Fethullah
Gülen de dizide hain ve işbirlikçi olarak gösterilmişti.
Gülen’i nasıl hain olarak gösterdiler? Şimdi ne şekilde yansıtacaklar?
Dinlerarası diyalog konusu geçmişti birkaç bölüm. Dinlerarası
diyalog Hıristiyanlara hizmet etmek demektir teması işlenmişti. “Bu
diyalog fikrinden yana olan Müslümanlar ya gaflet içinde ya da kasıtlı
ihanet içinde” gibi gösterilmişti. Zaten Hıristiyanlar alçak ve
namussuz, Yahudiler de haysiyetsiz olarak gösteriliyordu dizide. Bunu
yazılarımda açıkladım. Dinlerarası diyalog deyince akla hangi hareketin
ve ismin geldiği çok açık... Şimdi Gülen’i de, Gül gibi gösterecekler
diye duyuyorum. Bu söyleşide bunları ifade etmemiz oyunu bozuyor bir
bakıma.
Çok acayip iddialarınız var. Taraf Gazetesi’ndeki
yazılarınızın başlıklarına baktım. 17 Ocak’tan beri Kurtlar Vadisi
hakkında 7 yazı yazmışsınız. Yani 3 yazıda bir. Çok popüler bir diziyi
eleştirerek dikkat çekme peşinde olduğunuzu da akıllara gelmiyor değil�
Ben diziyi öznel kriterlerden eleştirmiyorum. Öncelikle Hasan
Atilla Uğur bağlantısını kamuoyu benden öğrendi. 32. Gün Programı’nda
Bahadır Özdener de doğruluğunu itiraf ederek, bahaneler uydurdu.
Kim bu Hasan Atilla Uğur, diziyle ne bağlantısı var?
Daha evvel “H.A.U” diye basına yansıdı. Bu isim ETÖ üyesi
olmak zannıyla tutuklu olan, Şener Eruygur’un darbe planında iki
numaralı adam. Kurtlar Vadisi’nin yapımcısı Raci Şaşmaz’ın “özel
ilişkim var” dediği, Mehmet Emin Karamehmet’e “adam gibi medya
istiyoruz” diye dayatan Albay. H.A.U’nın Hasan Atilla Uğur olduğunu
diye söyleyen ilk kişiyim. Kimse yazmayınca ben yazmak zorunda kaldım.
ETÖ zihniyeti bir darbe ortamının yaratılması için her şeyi yaptı ve
2007’de bir darbenin eşiğinden döndük.
"VADİ EKİBİ HRANT DİNK'İN AİLESİNİ İKNA ETSİN"
“Bu kadarına da pes yani!” diyen çok olacak ama ben sorulara devam ediyorum. Darbe için neler yapıldı, dizi aracılığıyla?
Darbe ortamının hazırlanmasında 2003-06 arası bu dizinin payı
çok çok büyük. Bunu kimse inkar edemez. Dizi, toplum içine soktuğu
nifak tohumlarıyla bir iç savaş ve cinayetler ortamının yaratılmasını
sağladı. Irkçılık yapmadık diyorlar. Böyle büyük palavra görmedim.
Lütfen Hrant Dink’in ailesini buna ikna etsinler. Dink ailesine
dizilerini sorsunlar bakalım. Hrant’ın kanında payları var mı yok mu?
Buna Dink ailesi ne diyor? Katledilen Malatyalı gençlerin ailesi ne
diyor? Bu mağdur aileleri ikna etsinler ilk önce. Ayıptır, insan biraz
utanır.
Cinayetlerin işlendiği o dönemde de bu konular gündeme
geldi. Ama daha sonra Dink cinayeti bir provokasyon olarak
canlandırıldı dizide. Altından da İskender Büyük çıktı�
Tabii. Emniyet İstihbaratçılarının diziyi yönlendirdiği son
dönemde öyle gösterildi. ETÖ yaptı gibilerindeydi dizi. O manada birçok
kişi de bana “Bak olumlu çizgideler” diyordu. Ben de diyordum ki “Her
an geri dönüş yapabilirler” 32. Gün’de Ergenekon konusunda “Var mı, yok
mu göreceğiz, masum insanlar da tutuklanmış olabilir” gibi eyyamcı
laflar ettiler.. Dizide yaptıklarının arkasında duramayan bir ekip var
ortada.
Bu kadar analizin ardından bu soru farz oldu; Dizinin kodlarını çözmek için neler yapıyorsunuz?
Bence diziyi sistematik olarak izleyen, Türk devlet
yapısındaki tarafları bilen biri benim gibi herşeyi net olarak görür.
Bir de tabii kimi güvenlik ve istihbarat birimleri nazarında herşey
net. Birkaç bölüm bile izleyen bana hak veriyor zaten. Aslında bölüm
bölüm örneklerle çok ciddi bir kitap hazırlamak lazım. Nasıl o iç savaş
ortamını hazırladılar, nasıl MİT ve Emniyet düşmanlığı yapıldı, sonra
rüzgar tersine döndü bunları ortaya koymak gerekli.

Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Kurtlar Vadisi dizisiyle ilgili iddia ve tezlerini Ersin Çelik'e anlattı...
Sizin gibi düşünen başka kimler var? Yazar, çizer, televizyon eleştirmeni�
Tüm özgürlükçü-demokrat yazarlar, sanatçılar bana destek
veriyor. Ama benim kadar net olamıyorlar. Herkes hesap kitap yazıyor bu
ülkede. Herkesin bir problemli bagajı var. Kürt ve gayrimüslim
yurttaşlar bir bütün olarak diziye tepkili ve benim yanımdalar.
Dindarlarda da çok ciddi bir uyanış var. Gülen hareketinde ve AK Parti
içinde durumu gören, benden yana duran epey insan var. Dizi izleniyor,
ama izlediği halde bu kuşkuları duyan kişi sayısı artıyor.
Hiç tehdit aldınız mı?
Ben tehdit falan pek önemsemem. Bu olaylardan çok daha önceden
itibaren bir polis korumam var zaten. Tehditvari şeyleri de arkadaşlar
direkt adli takibata alıyor. Gereken yapılıyor. Gizli tehdit ettiğini
sananlarda keklik gibi yakalanabiliyor günümüzde. Emniyet sağlam
çalışıyor. Tehditten çok daha fazla tebrik alıyorum...
(Haber 7)




